Duygularımız yalnızca bize mi aittir, yoksa içinde yaşadığımız toplumun en güçlü izlerini mi taşır? Duyguların Sosyolojisi, duyguları bireysel deneyimlerden çok; toplumsal, kültürel ve ilişkisel bağlamlarda şekillenen olgular olarak ele alıyor. Kaygıdan öfkeye, korkudan mutluluğa kadar her duygunun belirli normlar, değerler ve güç ilişkileri içinde nasıl üretildiğini ve öğrenildiğini gösteriyor. Bu kitap, duyguların sadece hissedilen değil, aynı zamanda düzenlenen, yönlendirilen ve kuşaklar boyunca aktarılan yapılar olduğunu ortaya koyuyor. Kendi iç dünyamıza bakarken, aynı zamanda o dünyayı kuran toplumsal zeminden ayırmadan görebilmeyi hedefliyor.