“Tecrit mimarîsinin sert bakışları, metal eşyaların ritmik sesi,yüksek teknolojiye dayalı gözetim ve bedensel denetim, içeridekiyaşamın tümüyle sistemin kontrolüne teslim edildiği izleniminiüretir. Ne var ki bu mekanik düzen, kendi mutlaklığını kurarken,tam da denetimin yoğunlaştığı yerlerde küçük ama hayatîboşluklar yaratır. Mahpuslar, bu aralıklarda birbirleriyle kurduklarıtemaslar, sessiz anlaşmalar ve kırılgan dayanışma biçimleriylehücreyi geçici de olsa yaratıcı bir şekilde dönüştürürler.”İhlâl Sanatı, mutlak kontrol altında tutulmak üzere kapatılanmahpusların, kontrol edilemeyen, “kapatılamayan” yaşampratiklerini anlatıyor. Bu sanatın bazen leğenden basketbol potasıyapmak, bazen buğulanmış cama iki kelime yazı yazmak gibi çokçeşitli yöntemlerle icra edildiğini gösteren Sibel Bekiroğlu, okumasanatı, spor ve sağlıklı yaşam sanatı, iletişim sanatı, beslenmesanatları, elişi sanatları başlıklarıyla tasnif ediyor ihlâl sanatını.Kitapta, Türkiye’de yüksek güvenlikli hapishaneler rejiminintarihsel gelişme seyrine de tanıklık ediyoruz. Giderek daha katıbir tecride yönelen bu seyir karşısında, direnişin “duvarlarıçatlatan” enerjisi seriliyor önümüze. İhlâl Sanatı, sessiz, bazengöze bile görünmeyen gündelik direniş pratiklerine odaklanıyor.