Sorunlarımızın kaynağını ararken çevremizdeki “zor kişilikler”i nadiren aklımıza getiririz. Oysa anne-babamız, en yakın dostumuz, iş arkadaşımız, hatta eşimiz ya da çocuğumuz pekâlâ hayatımızı zorlaştıran temel unsur olabilir. Yaşamı çatışmalar ve dargınlıklarla geçen paranoyak kişilik, çevresinden sonsuz ilgi ve ayrıcalık talep eden narsisist kişilik, iç dünyasına kapanan şizoid kişilik ya da sürekli başkalarının gölgesinde yaşayan bağımlı kişilik… Hem kendileri hem başkaları için sürekli ıstıraba sebep olan bu kişilerle iyi ilişkiler sürdürmek mümkün müdür? Bu konuda sorumluluk kime aittir? Zor kişiliklerin oluşmasında doğuştan gelen etkenler mi öne çıkar, yoksa çevresel etkiler mi belirleyicidir? Zor kişilikleri kabul etmek ne demektir ve onlarla baş edebilmek için bize nasıl bir avantaj sağlar? Nörobiyoloji alanında yaşanan son gelişmeler, bize gelecekte zor kişiliklerin tedavisine dair ne vaat ediyor? Zor kişiliğe sahip kişi bizzat sizseniz, bu konuda ne yapabilirsiniz? Deneyimli psikiyatri uzmanları François Lelord ve Christophe André, bu çalışmada profesyonel ve özel hayatlarından süzdükleri bilgi birikimini bir araya getiriyor ve en sık görülen zor kişilik tiplerini tarif ettikten sonra, her birini anlamanın, kabul etmenin ve onlarla başa çıkmanın yollarını gösteriyorlar. “Zor kişilikler”le yaşamayı seçen ya da buna mecbur olanların, ayrıca başkaları tarafından zor olarak tanımlanan herkesin faydalanacağı bir başucu kitabı