Modern Avrupa’nın hikâyesi çoğu zaman büyük fikirlerin, diplomatik dengelerin ve yükselen devletlerintarihi olarak anlatılır. Oysa 19. yüzyılın gerçek tarihi yalnızca meclislerde, antlaşma masalarında değil, aynızamanda barikatların ardında da şekillendi. Devrimler, ayaklanmalar, gönüllü birlikler, zorunlu seferberlikler,sürgünler, gizli örgütler ve ülkelerin sınırlarını aşan siyasi ve toplumsal ağlar: Avrupa’nın dört bir yanındabirbirine bazen hiç beklenmedik yollardan bağlanan bu hareketler, Fransız Devrimi’nden sonra kıtanınyalnızca siyasi haritasını değiştirmekle kalmadı, aynı zamanda siyasi ve toplumsal imgelemi de dönüştürdü.Bir şehirde kurulan barikat başka bir şehirde yankı buldu. Bir yerde bastırılan bir isyan başka bir yerde yenibir ayaklanmanın kıvılcımına dönüştü. Paris’te yükselen bir slogan Milano’da, Varşova’da, Budapeşte’de veİstanbul’da yeni bir sözcü, yeni bir umut buldu. 19. yüzyıl boyunca ulus fikri, özgürlük talepleri ve halkegemenliği düşüncesi imparatorlukların sınırlarını aşarak kıtanın siyasi ufkunu tersyüz etti.Tanınmış tarihçi Robert Gildea, Barikatlar ve Sınırlar’da Avrupa’nın uzun 19. yüzyılını baştan sona kat edenbu hareketleri ve mücadeleleri bütünlüklü bir anlatı içinde bir araya getiriyor. Fransız Devrimi’ndenRestorasyon’a, 1830 ve 1848 devrimlerinden ulusal birliği sağlama mücadelelerine, imparatorluksınırlarındaki çatışmalardan modern ulus devletlerinin doğuşuna uzanan çalkantılı bir yüzyılı tüm canlılığıylaortaya koyuyor. Avrupa’nın siyasi modernliğinin yalnızca fikirlerin ürünü olmadığını, aynı zamanda riskin,cesaretin, fedakârlığın ve çoğu zaman yenilginin içinden doğan tarihsel bir dönüşümün sonucu olduğunugösteriyor.