Tarih, yalnız savaşların ve antlaşmaların hikâyesi değildir. Tarih, aynı zamanda evini terk etmek zorunda kalanların, sevdiklerini kaybedenlerin, köyleri haritadan silinenlerin sessiz çığlığıdır.Bu kitap, 1917–1920 yılları arasında Güney Kafkasya ve Doğu Anadolu hattında, özellikle Iğdır, Revan (Erivan), Nahçıvan ve çevresinde yaşanan trajik olayları; canlı tanık anlatımları, yerel hafıza ve tarihsel belgeler ışığında ele almaktadır. Devlet otoritesinin çöktüğü, silahlı grupların sahaya hâkim olduğu, sivillerin korumasız kaldığı bu ara dönemde yaşananlar; yalnız askerî bir mesele değil, derin bir insani dramdır.Eserde yer alan yüzlerce tanıklık, farklı köylerden ve farklı zaman dilimlerinden gelmesine rağmen ortak bir tablo ortaya koymaktadır: boşalan köyler, zorunlu göçler, kayıplar, korku ve hayatta kalma mücadelesi…Bu çalışma:Olayları kolektif suçlama diliyle değil, tarihsel bağlam içinde ele alır. Sivilleri merkeze koyar. Hafızanın, belgeler kadar önemli olduğunu gösterir.Amaç, geçmiş üzerinden düşmanlık üretmek değil; tarihin karanlıkta kalmış bir bölümünü kayıt altına almaktır. Çünkü hatırlamak, intikam için değil; tekrar etmemesi içindir.Bu kitap, bir dönemin acısını taşıyan insanların sesini geleceğe ulaştırma çabasıdır. Sessiz kalmış tanıkların hafızası artık kayıttadır.