“Hayatı boyunca başkalarının çizdiği sınırlar içinde yürümüştü. Başarı dedikleri şey, ruhundan eksilttiklerinin toplamıydı. Şimdi ilk kez duruyor, bakıyor ve anlıyordu: Sevilmediği bir ev, ait olmadığı bir iş, kendisi olmayan bir hayat vardı ardında. Kaybettiğini sandığı her şeyin altında, aslında kendini buluyordu.”Ozan, dışardan bakıldığında herkesin imrendiği bir hayat yaşar: saygın bir meslek, parlak bir makam, güzel bir aile. Ama bu çokluğun ortasında, giderek azalan bir şey vardır: kendisi. Güç, para ve statüyle örülü bu düzen, onu yavaş yavaş tüketirken; evde sevgi, işte vicdan çoktan yerini hesaplara bırakmıştır. İşte bu yok oluşta, bir kitapçı dükkânı ve birkaç dost onu ayakta tutar.Bu roman; başarı ile mutluluk arasındaki derin uçurumu, evliliklerin gizli yaralarını ve dostluğun iyileştirici gücünü anlatıyor.Patron, sessiz ama sert bir yüzleşme…