Gazetecilik benim için hiçbir zaman yalnızca haber yazmak olmadı. Doğrunun izini sürmek,adaleti savunmak, gerektiğinde bedel ödemek ve yalnız kalmayı göze alabilmekti. En önemlisi deher koşulda önce insan sonra gazeteci kalabilmekti. Bu prensiple attığım her adım, yazdığım hersatır ve çıktığım her yolculuk beni hakikate biraz daha yaklaştırdı. Manşete giden yol çoğu zamandışarıdan göründüğünden daha zorluydu: baskılar, ekonomik gerekçeler, tehditler, linç girişimleri,iftiralar, yalnızlık… Bu kitabın sayfaları da size tüm bunlara rağmen kalemi eğmeden durmanınne demek olduğunu ve gerçeğin karşısında eğilmemenin nasıl cesaret gerektirdiğini gösterecek.Otuz beş yılı aşan meslek yolculuğumda yaşadıklarım gazetecilere, genç gazetecilere, gazeteciadaylarına, medya okuryazarlığını önemseyen herkese bir rehber niteliğinde… Bu kitap manşetinarkasındaki emeği, sahadaki mücadeleyi, etik duruşun önemini ve gazeteciliğin gerçek ruhunuanlatıyor. Zira bir manşet sadece büyük harflerle yazılmaz. Cesaretle, doğrulukla ve insankalabilme iradesiyle yazılır. Her zaman da şunu hatırlatır: Gerçek gazetecilik, önce insan olmayıgerektirir.