Roman; seksenli yılların Ankara’sında, gri sokakların, suskun apartmanların ve yarım kalmış hayatların arasında filizlenir. Babasının intiharının yükünü annesine yükleyen Banu, annesinin kurduğu yeni hayata duyduğu öfkeyle sarsılır ve ardına bakmadan bilinmeze doğru bir kaçışa sürüklenir. Genç bir psikolog olarak hayatın sillesini yemiş, zarar görmüş kadınların tutunacak dalı olan Banu; başkalarının ruhuna dokunurken kendi geçmişinin gölgelerinden kaçmaya çalışır. Geride kalan Meltem ise kaybolan kızının izini sürebilmek için geçmişe uzanır ve eski mahalle arkadaşı Semih’ten yardım ister. Dedektif Semih bu arayışı sadece bir görev olarak değil, yılların içinden gelen bir vefa duygusuyla üstlenir. Bir yanda Banu’nun öfke ve kırgınlıkla örülü yeni hayat mücadelesi, diğer yanda Semih’in sabırla ilerleyen iz sürüşüyle şekillenen bu anlatı; aile bağlarının kırılganlığını, geçmişin silinmeyen izlerini ve Ankara’nın soğuk sokaklarında yankılanan o soluksuz arayışı derin ve şiirsel bir dille okura taşır.